Fatih Sultan Mehmet neden kahvaltıda menemen yemezdi ?

Ceren

New member
Fatih Sultan Mehmet Neden Kahvaltıda Menemen Yemezdi? Tarihin Küçük Bir Kahvaltı Sorusu

Sabah kahvaltısında tavaya biraz yağ, birkaç biber, domates ve yumurta atıp ortaya sıcak bir menemen koyduğumuzda bunun oldukça eski, hatta Osmanlı sarayından kalma bir gelenek olduğunu düşünmek kolay. Hele işin içine Fatih Sultan Mehmet girince, insan ister istemez “Acaba İstanbul’un fatihi sabahları ne yerdi?” diye merak ediyor.

Fakat burada tarih açısından çok güzel bir ayrıntı var: Fatih Sultan Mehmet’in menemen yememiş olmasının temel nedeni damak zevki değil, menemenin bugünkü anlamıyla Fatih’in yaşadığı döneme ait bir yemek olmaması.

Üstelik mesele yalnızca “domates henüz yoktu” demekten ibaret değil. Domatesin Osmanlı mutfağına ne zaman girdiği, saray mutfağının nasıl çalıştığı, kahvaltının o dönemde bugünkü anlamından ne kadar farklı olduğu ve “menemen” adının İzmir’deki bir yerleşimle ilişkisi bu soruyu çok daha ilginç hale getiriyor.

Önce tarihleri masaya koyalım: Fatih hangi dönemde yaşadı?

Fatih Sultan Mehmet 1451-1481 yılları arasında Osmanlı tahtındaydı. İstanbul’un fethi 29 Mayıs 1453’te gerçekleşti ve Fatih döneminde İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu’nun yeni başkenti haline geldi. Fatih’in ölüm tarihi ise 3 Mayıs 1481 olarak veriliyor. E-Kitap+1

Şimdi bunu menemenin temel malzemesiyle karşılaştıralım.

Bugünkü klasik menemenin ana unsurları domates, biber ve yumurtadır. Yumurtanın tarihini burada ayrıca tartışmaya gerek yok; yumurta çok daha eski bir gıda. Asıl kritik nokta domates ve biberin Amerika kıtasından Eski Dünya mutfaklarına girmesi.

Osmanlı mutfağı üzerine yapılan araştırmalarda domatesin Osmanlı coğrafyasında 17. yüzyılın sonlarına doğru görülmeye başladığına dair kayıtlar bulunuyor. Örneğin saray mutfak kayıtlarında “kavata” adıyla ilişkilendirilen domates türlerinin 1692-1693 döneminde kayda geçtiği belirtiliyor. Türk Mutfağı

Bu tarih Fatih'in ölümünden yaklaşık 211 yıl sonrasına denk geliyor.

Yani basit bir zaman hesabıyla:

1481 → Fatih’in ölümü

1692-1693 → Saray kayıtlarında kavata/domates izleri

Arada yaklaşık 211-212 yıl bulunuyor.

Dolayısıyla Fatih'in sofrasında bugünkü anlamıyla domatesli menemen aramak, tarihsel açıdan ciddi bir kronoloji problemi yaratıyor.

“Ama domates Osmanlılara daha erken gelmiş olamaz mı?”

İşte burası konunun en ilginç taraflarından biri.

“Fatih zamanında domates hiç bilinmiyordu” şeklindeki kesin cümle fazla iddialı olur. Çünkü tarih boyunca bir bitkinin bir coğrafyaya ulaşmasıyla toplumun onu yaygın biçimde tüketmesi arasında büyük fark vardır.

Osmanlı mutfağı üzerine yapılan akademik çalışmalardan Tülay Artan’ın araştırması, domatesin 18. yüzyıldan önceki Osmanlı yemek yazmalarında görünmediğine dikkat çekiyor. Buna karşılık 1844 yılında Mehmed Kâmil’in Melceü’t-Tabbâhîn adlı eserinde domatesli yahni, domates dolması, domates pilavı ve domates salatası gibi tarifler ortaya çıkıyor. Artan, domatesin gerçek anlamda yaygınlaşmasının özellikle 19. yüzyılın ilk yarısında gerçekleşmiş olabileceğini ileri sürüyor. İSAM Makaleler

Buradaki ayrım önemli:

Bir yiyeceğin bilinmesi başka, mutfağın temel malzemesi haline gelmesi başka.

Bugün domatesi Türk mutfağından çıkardığımızda salçalı yemeklerden menemene, kahvaltılıklardan çorbalara kadar sayısız yemek değişir. Fakat 15. yüzyıl Osmanlı mutfağını bugünkü Türk mutfağının domates merkezli alışkanlıklarıyla düşünmek tarihsel bir anakronizm yaratır.

Başka bir ifadeyle Fatih'in menemen yememesi şaşırtıcı değil; Fatih dönemindeki mutfak ile bugünkü mutfak arasında yaklaşık altı yüzyıllık bir dönüşüm var.

Peki Fatih’in sarayında kahvaltı nasıldı?

Burada ikinci bir yanlış varsayım devreye giriyor: Bugünkü “kahvaltı” anlayışını 15. yüzyıla doğrudan taşımak.

Osmanlı sarayındaki yeme düzeni bugünkü serpme kahvaltı kültüründen oldukça farklıydı. 15.-17. yüzyıl saray beslenmesine ilişkin araştırmalarda saray halkının genel olarak günde iki öğün yediği, ilk öğünün geç saatlerde, ikinci öğünün ise akşam namazı sonrasında olduğu belirtiliyor. Yemekler alçak sofralarda yeniyor ve bugünkü bireysel tabak düzeninden farklı bir sofra kültürü bulunuyordu. Türk Mutfağı

Dolayısıyla “Fatih sabah 08.30'da tavaya menemen koyduruyordu” gibi bir tasvir tarihsel açıdan güvenilir değildir.

Üstelik saray mutfağı sıradan bir ev mutfağından da farklıydı. Topkapı Sarayı'ndaki Matbah-ı Âmire yalnızca padişaha yemek hazırlayan küçük bir mutfak değildi; çok büyük bir organizasyondu. Padişahın yanı sıra saray halkı, görevliler ve farklı gruplar için yemek üretimi yapılıyordu. Osmanlı mutfağı üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın değerlendirmeleri de et, tahıl, sebze, çorba ve pilavların mutfaktaki önemli yerini vurguluyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı

Fatih döneminde yumurta vardı; mesele yumurta değil

Burada özellikle altını çizmek gereken bir nokta var.

“Menemen yoktu” demek “yumurta yoktu” demek değildir.

Yumurta Osmanlı mutfağında çok daha eski bir üründür. Aynı şekilde çeşitli otlar, soğan, yağ, peynir, yoğurt, ekmek ve farklı sebzeler de mutfakta bulunuyordu.

Dolayısıyla Fatih'in yumurta yemiş olması gayet mümkündür. Hatta yumurtanın Osmanlı mutfağındaki kullanım biçimleri üzerine ayrıca araştırma yapılabilir.

Fakat yumurta + domates + biber kombinasyonunu bugünkü menemen olarak adlandırmak başka bir meseledir.

Burada gastronomi tarihi devreye giriyor.

Bir yemeği yalnızca malzemeleriyle tanımlamak çoğu zaman yeterli değildir. Yemeğin adı, hazırlanış yöntemi, tüketildiği öğün ve kültürel bağlamı da önemlidir.

Bugün patates, domates ve biberi yan yana koyduğumuzda “Türk mutfağının vazgeçilmezleri” diyebiliriz. Fakat bunların önemli bir bölümü Amerika kıtasından gelen ürünlerin yüzyıllar içinde Osmanlı ve Anadolu mutfağına adapte olmasıyla bugünkü konumuna geldi.

Bu nedenle modern Türk mutfağını geçmişe aynen yansıtmak, tarih araştırmalarında sık yapılan bir “bugünü geçmişe taşıma” hatasına dönüşebilir.

Menemen kelimesinin kendisi de ayrıca ilginç

İşin içine Menemen ilçesi girince konu daha da renkleniyor.

İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Menemen yerleşiminin tarihinin antik dönemlere kadar uzandığını ve çeşitli dönemlerde farklı siyasi yapıların egemenliğinde kaldığını belirtiyor. Bölge 1425 yılında II. Murat döneminde kesin biçimde Osmanlılara bağlanmıştı. İzmir Kültür ve Turizm Müdürlüğü+1

Bugün İzmir'in Menemen ilçesi aynı zamanda yumurta ve domatesle yapılan yemekle özdeşleşmiş durumda. İzmir'in resmi turizm portalı da menemen yemeğini ilçenin öne çıkan yiyecekleri arasında gösteriyor. Visit İzmir

Fakat burada çok dikkatli olmak gerekiyor.

“Yemeğin adı Menemen, Fatih de Menemen'i biliyordu, o halde Fatih menemen yiyordu” şeklinde bir çıkarım yapamayız.
 
Üst
Çekilen Veri: Callback \YourAddon\Helper::fetchData is invalid (error_invalid_class).